HeppaylaS.Com  l ANASAYFA  

Geri git   HeppaylaS.Com l ANASAYFA > Sağlık Köşesi > Sağlıkçı Köşesi

Sağlıkçı Köşesi Bu bölümde, hastalıklar ilaçları, beslenme şekilleri, bebek beslenmeleri, gebelir kısacası uzun yaşam sırlarını bulacaksınız

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-21-2008, 09:09 AM   #1 (permalink)
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 182
Tecrübe Puanı: 1 Mery is on a distinguished road
Standart Uyaniklik döngüsündeki bozukluklar


Uyku, insan yaşamının 1/3’ ünden fazlasını kaplayan fizyolojik bir gereksinimdir. Uyku bozuklukları, pekçok ruhsal hastalığa eşlik edebildiği gibi, birincil olarak sadece uyku bozukluğu gelişebilir.
Ancak uyku sadece zihinsel yaşamın önemli bir parçası değil, aynı zamanda hormrnal düzenlemede de önemli rol alan bir süreçtir. Bu nedenlerle uyku bozukluğu nedeni saptanarak derhal tedavi altına alınmalıdır ve mutlaka nedene yönelik ilaç tedavisi verilmelidir.

Depresyon, mani, şizofreni gibi hastalıklar uyku bozukluğu yapabildiklerinden dolayı bu durumlarda uyku bozukluğunun temeli olan hastalığa yönelik ilaç tedavisi verilmelidir. Örneğin depresyon nedeniyle uyku bozukluğu gelişen hastada, antidepresan tedavi başlanmalıdır. Depresyonun tedavisiyle uyku bozukluğu da bir süre sonra düzelecektir.

Bireysel olarak uyku gereksinimi farklılıklar gösterebilir. Bazı kişilere çok kısa uyku yeterli gelirken bazı kişiler uzun uyku sürelerine ihtiyaç gösterirler. Kısa uyku süreli kişiler genelde 6 saatten az uyudukları halde günlük aktiviteleri ve uyumları bozulmaz.

Uzun uyku süreli kişilerin ise 9 saatten fazla uykuya ihtiyaç gösterirler. Kısa ve uzun uyku süresine ihtiyaç gösteren bireyler arasında kişilik farklarının olduğu ileri sürülmüştür. Kısa uyku süreli kişilerin enerjik, hırslı, sosysl bakımdan uyumlu ve girişken kişiler olduğu, uzun uyku süreli kişilerin ise depresif, anksiyeteli, sosyal bakımdan çekinik, enerji sorunu yaşayan kişilik özellikleri gösterdiği varsayılmaktadır.

Uyku zihinsel dinlenme ile beraber fiziksel dinlenmeyi de sağlar. Bu nedenle fiziksel egzesiz, hastalık, hamilelik ve buna benzer durumlar uyku ihtiyacını arttırmaktadır.

Kliniklerde uyku “polisomnograf” denilen aletlerle ölçülür.
Polisomnograf uyku süresince vücudumuzda olan fizyolojik değişiklikleri değerlendirir ve kayıt eder. Örneğin, beynimizin elektiriksel aktivitesi (EEG), kalbimizin elektiriksel aktivitesi (EKG), solunum sayımız, vücut ısısı, penisteki değişiklikler (özellikle ereksiyon), kan oksijen düzeyleri, göz hareketleri gibi değişkenler kayıt altına alınır. Bu incelemeler sonucunda tıp uzmanları tarafından uyku ana olarak iki bölüme ayrılmıştır. Birincisi REM uykusu, ikincisi de NREM uykusudur. Bu uyku dönemi sınıflandırması göz hareketlerine bağlı olarak yapılmıştır. REM (Rapid eye movement), dönemi hızlı göz hareketlerinin olduğu ve rüyaların görüldüğü dönemdir. NREM (Nonrapid eye movement) dönemi yavaş göz hareketlerinden oluşur ve genelde vücutsal değişikliklerin izlendiği derin uyku dönemidir. Uyku düzeni denilen olay bu iki dönemin belirli sürelerle birbirlerini takip etmesidir. Kişiden kişiye değişmekle beraber 90-120 dakika arsında REM+NREM döngüsü tekrarlanır. Bu döngü bir gecelik uyku sırasında yaklaşık 4-5 kez ekrarlanır. Kişi kısa uyusa da bu döngünün bittiği dönemlerde uyandırılırsa daha dinlenmiş şekilde kalktığı ileri sürülmüştür.

Uyku bozuklukları Dissomnialar ve Parasomnialar olmak üzere ikiye ayrılarak incelenirler
.

İNSOMNİA - UYKUSUZLUK
Uykuya dalma güçlüğüdür. Aslında bir psikiyatrik tanı sınıflandırması olup olmadığı durumu oldukça karmaşıktır. Araştırmacıların çoğu uykuya dalma güçlüğünün diğer psikiyatrik durumlara ikincil olarak ortaya çıktığını ve hastalığın tedavisiyle uykuya dalma güçlüğünün de ortadan kalktığını iddia ederek hastaları polisomnografik incelemeye göndermemektedir. Buna karşı çıkan görüş ise uyku bozukluğunun birincil olduğunu ve diğer klinik tablolardan bazılarının uyku bozukluğuna ikincil olarak geliştiğini söylemektedir. Ancak bu tartışmaların arasından gerçeği bulabilme şansımızın bugünkü teknolojik olanaklarımızla olası olmadığı görülmektedir.

İnsomnia günlük yaşantımızda oldukça sık karşımıza çıkmaktadır. Hastaların büyük bür kısmı hekime başvurmamaktadır. Genelde insomnia kendiliğinden düzelme eğiliminde olsa da altta yatan daha ciddi bir psikiyatrik hastalığın ilk habercilerinden olabilir. Bu nedenle dikkatlice izlemek gerekebilir. Birincil insomniaların tedavisinde ise kısa etkili benzodiazepinler tercih edilmelidir. Ancak bağımlılık olasılığı gözden kaçırılmamalıdır.


HİPERSOMNİA - AŞIRI UYUMA
Bu hastalık aşırı uyuma ve gündüzleri uyuklama olarak ikiye ayrılır. Kelime anlamı çok uyuma olan hipersomnia genellikle diğer psikiyatrik hastalıklara eşlik eder. Nadiren tek başına bulunarak birincil hipersomnia adını alır. Bu durumda uyarıcı ilaçlar kullanılır. Bağımlılık riski fazladır.

Hipersomnia her zaman patolojik olmayabilir. Kişilik özelliklerinin veya ailesel yatkınlığın hipersomniaya yol açtığı kabul edilmektedir. Ayrıca ileri derecede akciğer, karaciğer hastalıklarında, beyin lezyonlarında ve kalp etmezliklerinde de hipersomnia bulgusu olabileceğinden dolayı, hipersomnialı hastalar mutlaka hekime götürülmelidir.


RÜYA SIKINTI BOZUKLUĞU
Uyku sırasında normalde her kişi korkutucu rüyalar görebilir. Ancak normal olan tipinde bu rüyalar kişiyi genelde uyandırmaz ve tekrar etme eğiliminde değildir. Ancak rüya sıkıntı bozukluğunda kişi uyku sırasındaki normal uykusunun yanı sıra korkutucu rüya ve karabasanlar görüp korku içinde uykudan uyanır.
Kişi uyandığında bunun bir rüya olduğunu hemen anlar. Bu durum genelde gecenin ileride REM dönemlerinde ortaya çıkar. Kişinin uyumunu bozabilir, tekrarlama eğilimindedir.


KARABASAN
Şiddetli korkutucu, panikletici bir durumdur. Genellikle uykunun NREM dönemlerinde çığlık ve dehşet içerisinde uykudan uyanma ile kendini gösterir. Çocuklarda erişkinlere oranla daha sıktır. Yoğun bir sıkıntıyla beraber kişinin kafası karışır, rüyayı kısa bir süre gerçekle karıştırır ve nerede olduğunu bilemeyebilir. Özel bir tedavi biçimi yoktur.

UYURGEZERLIK
İlgi çekici bir hastalıktır. Genellikle uykuya daldıktan hemen sonra görülür. Uykunun ilk 1/3′lük döneminde ve NREM döneminde ortaya çıkar. Sıklıkla 10′lu yaşlara kadar görülür. Kişi birden yataktan kalkara bazı otomatik hareketleri yapar. Bunlar yürüme, giyinme, tuvalete gitme, araba kullanma gibi hareketler olabilir. Altta yatan bir beyin patolojisi ileri sürülmüş olsa da herhangi bir bulgu saptanamamıştır.

UYANIKLIK DÖNGÜSÜNDEKİ BOZUKLUKLAR
Burada en dikkat çekici özellik hastaların herhangi bir zamanda uyuyabildikleri halde, istedikleri zaman,genelde, uyuyamamalarıdır. Bu hasta grubunda kronik yeti yitimi ve sosyal uyum sorunu oluşturan hastalıkların dışlanmasıdır
( örn şizofreni).

Hastaların uyku uyanıklık döngüsü bozulduğundan dolayı hekime uyuklama veya uyuyamama yakınmaları ile gelebilirler. Geceleri vardiya usulü çalışan personelde, uzun hatlarda çalışan uçak personelinde bu bozukluk sık görülmektedir. Genelde uyuma ve uyanma saatlerine sınırlama getirildiğinde kendiliğinden düzelmektedir
.


tebesir.com
Mery isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Genetik Bozukluklar Murnes Çocuk Sağlığı Ve Beslenme 0 02-22-2008 10:42 PM
AŞiri ŞİŞmanliĞa Beyİndekİ Bozukluklar Neden Olabİlİr Haber Botu Yurt Haberleri 0 02-06-2008 06:00 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:22 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Web Stats